Zerdüşt..!

Tek tanrılı dinlerin kaynağı Aryan mitolojisi ve onunla bağlantılı Zerdüşt inancına göre hayat suda başlamıştı.Bilginin ve ışığın efendisi olan Tanrı Mazda, kutsal olan ışığını suya daldırmış, suyu ışıkla dölleyerek hayatı yaratmıştı.

Mazda, suyun derinliğinde yarattığı hayata ilk olarak içinde kutsal ışığın yandığı, ilahi solukla çalışan ve duyguların en yücesi olan sevgi duygusuyla dolup taşan bir kalp vermişti.

Kalbi iyi ve güzel şeyler düşünsün diye akıl, aklı da iyi ve güzel görülsün diye göz, gözü de iyi ve güzel şeyler dile gelsin diye ses, sesi deiyi ve güzel şeyler tadılsın diye dil, dili de iyi ve güzel şeyler tutulsun diye el,eli de; iyi ve güzel şeyler koklansın diye yaratılan burun izlemişti.

Mazdaiyiliğin ve güzelliğin özünden yarattığı bütün organları ‘beden’ adını verdiği bir formun içine yerleştirmiş, insanı böylece şekillendirmişti.

Mazda ayrıca insana kendisini en iyi biçimde ifade etsin diye sonsuz yaşam sevgisi,cinsel arzu ve zevk de vermişti.

Hayat yoluna koyulan insanı bunlarla ödüllendirmişti…

İnsan dıştan bakıldığında ‘bedendi’ancak, gerçekte beden ateşte yanacak ve  toprakta çürüyecek olan kalıptan başka bir şey değildi. İnsanbedenin çok ötesindeydi.

İnsan; sonsuz sevgi, sonsuz iyilik ve yine sonsuz güzellik demekti.

Bu yüzden de zaten varlıkların en yücesiydi…

Bilginin ve ışığın  efendisi Mazda, ölümü ise gerçek olanın hayat olduğunu kavratmak, insanın hayatını anlamlandırmasına ve ona birşeyler katmasına yardımcı olmak amacıyla yaratmıştı.

Zerdüşt inancına göre bu anlamda ölüm bir son değil, yeni bir başlangıçtı.

İnsan özünde hayata kattıklarıyla anlam kazanacak ve bu sayede sonsuza kadar yaşayacaktı.

Ne var kisevginin, iyiliğin ve güzelliğin düşmanı  karanlığın ve kötülüğün tanrısı Ahriman özünü hayata bulaştırmayı başardı.

Ahriman yüzünden insan hayat yolculuğunda acı ve ızdıraba katlanmak zorunda kaldı.

Karanlık ve kötülük tanrısı insanı yaşama sevgisinden, hazdan , heyecandan ve yaratıcılıktan yoksun kılmak için elinden gelen bütün kötülükleri yaptı.

Hayattan, hazdan, heyecandan ve yaratıcılıktan yoksun kalmak istemeyen her insan bu yüzden hayatının önemli bir kısmını kötülükle ve onun kaynaklık ettiği acı ve ızdırapla mücadele etmeye harcadı.

Ancak sevginin, iyiliğin, güzelliğin temsilcisi olarak yaratılan ve merkezinde kutsal ışığın yandığı, ilahi solukla çalışan ve sevgi duygusuyla dolup taşan bir kalbe sahip olan insan, ne yaptıysa da kötü ruhun elinden kurtulamadı.

Ahriman ve onun takipçisi, insan suretinde yaratılmış karanlık ruhlar yüzünden  sevginin yerini nefret, iyiliğin yerini kötülük, güzelliğin yerini çirkinlik, adaletin yerini zorbalık aldı…

Zamanla Mazda’nın sevgiyle ve barışla yönettiği dünyadanda bir eser kalmadı.

Ahriman’ın takipçileri dünyayı kanla, nefretle, kinle, zorbalık ve savaşlarla yönettikleri için her insan  potansiyle bir katil, hırsız, tecavüzcü, yalancı biri haline geldi ve barbarlaştı.

Bu da sevgiden, hazdan ve iyilikten yoksun insanı ve insanlığı tükenmenin eşiğine taşıdı.

İnsanın kalbinde artık sevgi ateşi değil, kin ve nefret ateşi yanıyordu.

Bu yüzden gözleri olmasına karşın iyi ve güzel şeyleri göremiyor, kulakları olmasına karşın iyiliğin ve güzelliğin sesini duyamıyor, ağzını açamıyor, zulme karşı ses çıkaramıyordu.

Mazda’nın insanı artık tanınmayacak durumdaydı.

Bunu gören Mazda insana kötülüğün buyruğundan çıkması için yeryüzüneozanlar, peygamberler, bilgiler, önderler  gönderdi ve onlar aracılığıyla çok çağrı, çok da uyarı yaptı.

Bazı insanlar bu çağrıya katıldılar ve hayatlarını sevgiyle, iyilikle ve güzellikle ödüllendirmek amacıyla  kötülükle mücadeleye başladılar.

İyiler kötülüğe teslim olmuş olanlara karşı direndiler.

Sevgiyle nefretin, iyilikle kötülüğün ve güzellikle çirkinliği mücadelesi bir zamanlar Zerdüşt inancının egemen olduğu; güneşin ülkesi ve insanın ilk yuvası olan Mezopotamya topraklarında halen devam ediyor.

Kötülük bu savaşta tarihinde hiç olmadığı kadar çok zorlanmaya başladı.

Bu yüzden kötülüğün sözcüsü ağzını açtığı her defasında, iyiliğin safındaki insanları ‘Zerdüşt’ olmakla  suçluyor.

Sevginin, iyiliğin ve güzelliğin inancını suç sayıyor…

Zerdüşt’ten 2 bin 700 yıl kadar sonra Ankara’da ortaya çıkan  Ahriman ruhu nefretle, kinle ve öfkeyle  bunun için saldırıyor.

Ve böylece sevgiyi, barışı, iyiliği,hoşgörü ve güzelliği yok edeceğini düşünüyor…

Ne var ki başaramıyor….

Ne yaparsa yapsın insan kalbindeki kutsal ışığı söndürmeye gücü yetmiyor…

 

gunayaslan@hotmail.de

Be Sociable, Share!