Trump- Erdoğan görüşmesi ve Kürt meselesi

ABD Başkanı Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında beklenen telefon görüşmesi dün gece gerçekleşti.
Beyaz Saray‘dan yapılan açıklamaya göre görüşmede Trump,‘ Amerika‘nın stratejik ortağı ve NATO müttefiki olan Türkiye’ye desteklerini ifade etmiş ve IŞİD’e karşı yaptıklarından dolayı duyulan memnuniyeti belirtmişti.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden de benzer bir açıklama geldi. Basına bilgi veren Külliye kaynakları iki ülke arasında ‘müttefiklik ve yakın işbirliği‘ arzusuna dikkat çekti.

Trump‘ın‚ ‘Türkiye ile ikili ilişkileri geliştirmek, bölgesel konularda daha yakın işbirliği içerisinde olmak istediği‘ bilgisini veren Külliye’ye göre Erdoğan,‘FETÖ ile mücadelede destek‘ talep etmiş ve ayrıca Amerika‘nın ‘PYD/YPG’ye destek vermemesi gerektiğini‘ söylemişti

Yine Türk tarafına göre iki lider, ‘El Bab ve Rakka’da birlikte hareket edilmesi ve terörizmin her türüne karşı birlikte mücadele edilmesi‘ konusunda fikir birliği içindeydi.

Bu açıklamalardan yola çıkarak kesin bir şey söylemek mümkün değil ancak, hem tarafların yaptıkları açıklamalar hem de görüşmenin öncesi ve sonrasında yaşananlar son zamanlarda Kürtler yüzünden yolları ayrılmış gibi görünen Amerika‘yla Türkiye’nin yine Kürtler üzerinden yeni bir ‘uzlaşı ve işbirliği‘ zemini yaratacaklarına işaret ediyor.

Telefon görüşmesinin hemen ardından ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yapacağı açıklanan CIA’nın çiçeği burnunda direktörü Mike Pompeo’nun Ankara ziyareti de zaten buna işaret ediyor.

CIA şefinin Ankara temasları Amerika ile Türkiye arasında yaşanan gerginlikleri gidermek ve ikili ilişkileri geliştirmek açısından hayli önem arz ediyor ki açıklamalar ve olaylar bunun –zor olsa da- sağlanacağını gösteriyor.

Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu‘nun Riyad’da yaptığı, ‘Rakka operasyonunda Türkiye ve Suudi Arabistan’ın özel kuvvetlerini devreye sokabiliriz‘ açıklamasını da bu bağlamda ele almak gerekiyor.

Gelişmelerden Suriye krizine hızlı bir dalış yapan Trump’ın mevcut dengeleri kökten sarsacağı; Suriye’den başlayarak bölgeye amiyane deyimle ‘yeni format‘ atılacağı anlaşılıyor.

Bölgenin ve Suriye’nin nasıl şekilleneceğini ve kimin kiminle nereye kadar yürüyeceğini bugünden kestirmek mümkün olmasa da, bölgenin ve Suriye’nin geleceğine dair yakın erimde ortaya çıkacak olan şartların herkesi pozisyon değiştirmeye mecbur etmesi mümkün görünüyor.

Suriye‘de bütün aktörlerin etkileneceği yeni bir dönemin başlıyor ve diğer aktörler gibi Kürtlerin de yeni süreçten etkileneceğini görmek gerekiyor.

Zira Kürt dinamiği hem bu ülkelerin iç dengelerinin hem de bölgesel gelişmelerin odağında duruyor.

Suriye, İran, Irak ve Türkiye’yle ilgili veya bölgesel gelişmelerle alakalı her gelişmede projektörlerin Kürtlerin üzerine çevriliyor olması;Kürdistan’ın bölünmüş ve bu ülkeler arasında pay edilmiş olmasından kaynaklanıyor.

Gelinen aşamada ise bölgenin yükselen dinamiği Kürtler olmadan küresel sistemin bölge ülkelerini dengelemesi gibi bölgede yeni dengeler inşa etmesi de mümkün olmuyor.

Küresel ve bölgesel güçler arasında bazen gerginlik ve krizlerin yaşanmasına, bazen de işbirliği ve iyi ilişkilerin kurulmasına neden olan Kürtleri şöyle ya da böyle artık kimse görmezden gelemiyor.

ABD ile Türkiye arasında yaşanan gerginliklerin arttığı ve peş peşe krizlerin yaşandığı bir ortamda gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesine de Kürt meselesinin damgasını vurduğu anlaşılıyor.

Görüşme sonrası yapılan açıklamalar yeni bir başlangıca işaret ediyor fakat, Kürtlerin; özellikle PYD ve KCK‘nin bundan nasıl etkileneceğini öngörmek pek kolay görünmüyor.

Zira Pentagon bölgede, özellikle de Suriye’de Kürtlerle (PYD) işbirliğinde ısrar ediyor. Aslında önceliği IŞİD’le mücadeleye veren Trump’ta Pentagon‘dan pek faklı düşünmüyor.

Ancak İran’a karşı agresif bir politika yapan ve bölgeye yeni format atmaya çalışan Trump, Obama’dan farklı olarak Türkiye’ye kulağını kapatmak istemiyor. Aksine yeni dönemde Türkiye‘yi yanına almak istiyor.

Basına yansıyanlardan anlaşıldığı kadarıyla Trump, Obama yönetiminin aksine Suriye‘de ne yapacaksa Türkiye’yle işbirliği çervevesinde yapmak istiyor. Ayrıca IŞİD’e karşı YPG/SDG‘yi desteklerken,Türkiye’ye de PKK’ye karşı daha aktif destek vaat ediyor.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Blinken’in, ‘IŞİD’e karşı YPG’ye, PKK’ye karşı da Türkiye’ye destek verelim‘ önerisini de bu çercevede değerlendirmek gerekiyor.

Ayrıca yarın Ankara’ya gidecek olan CIA şefinin Türkiye’ye bu konuyu ele alması ve başka alternartifler önermesi mümkün görünüyor.

Fakat sadece PKK’ye karşı değil, YPG’ye karşı da savaş hazırlıkları yapan Türkiye, Rojava’da kendisine rağmen Kürtlere bir statü tanınmasını istemiyor.

Bu durumda –yapar mı yapamaz mı ayrı bir konu- Rojava’yı işgal edeceğini söylüyor. Türkiye hali hazırda hem kuzeyde hem Rojava’da kapsamlı bir savaşa hazırlanıyor.

Anayasa refarandumunu da savaş ortamında kotarmaya çalışıyor.

Fakat Trump, tıpkı Obama gibi Kürtlerle bir savaş istemiyor. Amerika başından beri Kürtlerle birlikte Türkiye’yi de yanında tutmaya çalışıyor.

Ne ki bir türlü de bunu başaramıyor. Ne yapacağı bilinmeyen Trump’ınsa önünde öngörülebildiği kadarıyla üç yol duruyor.

Trump’ın ya Pentagon’u Rojava Kürtlerine yardım etmekten vazgeçirmesi, ya PKK’ye karşı daha çok destek karşılığında Türkiye‘yi yanına çekmesi ya da PKK’yi Türkiye’deki savaşı durdurma ve güçlerini geri çekme konusunda ikna etmesi gerekiyor.

Yeni Amerikan başkanının önünde bu seçenekler duruyor ve bu koşullarda herkes için en makul çözüm olarak 3’üncü seçenek öne çıkıyor.

Zor olsa da PKK‘nin Amerika’nın arabuluculuğunda Türkiye’deki savaşı durdurması ve güçlerini geri çekmesiyle birlikte Türkiye’nin Rojava Kürtlerinin statü elde etmesini kabul etmesi en uygun yol olarak görünüyor.

Gerçi Türkiye’nin iç dengeleri; AKP ve MHP‘nin Kürt meselesinde izledikleri bastırmacı siyaset bu aşamada buna imkan vermiyor ancak tarafların önünde başka da bir yol görünmüyor.

İlk seçenek IŞİD’le mücadeleyi sekteye uğratacağından çok zor görünüyor. İkinci seçeneğinse çıkmaz yol olduğu, savaşın derinleşmesinin herkesi olumsuz etkileyeceği, hesapları teryüz edebileceği biliniyor.

Son olarak; yeni dönemde etkilenmesi kaçınılmaz Kürtlerin birlik içinde olması; birlikte ve dikkatli hareket etmesi gerekiyor.

Kürtlerin birleşmemesi halinde kendi çözümlerini gerçekleştiremeyeceklerini ve başkalarının uygun göreceği çözümlere boyun eğmeye mecbur edileceklerini artık görmeleri gerekiyor…

08.02.2017

gunayaslan@hotmail.de

Be Sociable, Share!