Özgürlüğe giden yol çatışmadan değil uzlaşmadan geçiyor

 Geçen hafta Şengal’de Kürtler arasında yaşanan silahlı çatışmanın yankıları sürüyor. Kürt halkı çatışmanın derinleşmesinden ve yayılmasından endişe ediyor ve süreci derin bir kaygıyla izliyor. Öte yandan sadece Şengal’de değil Menbiç ve Rakka’da da önemli gelişmeler yaşanıyor. Son gelişmeleri süreci yakından takip eden deneyimli gazeteci-yazar Günay Aslan’la konuştuk.

Geçtiğimiz günlerde Şengal’de yaşanan çatışmanın Kürt halkını derinden sarstığını görüyoruz. Kürt güçleri arasında yeni bir savaş endişesi derin kaygı yaratıyor. Şengal‘de son durum ne ve bundan sonra neler olabilir?

Çatışmaların ardından ilan edilen ateşkes devam ediyor. Bununla paralel olarak görüşmeler de devam ediyor. Henüz net bir sonuç alınmış değil ve Şengal merkezli olarak bütün bölgede gerginlik sürüyor. Şengal patlamaya hazır bir bomba gibi ve Allah korusun patlarsa şayet bütün Kürdistan’ı yangın yerine çevirmeye aday görünüyor. Umarım bu olmaz ve sonunda sağduyu galip gelir.

Öte yandan hem KDP‘den ve hem de PKK‘den gelen açıklamalar sorunun diyalogla çözümü konusunda umut veriyor. Sayın Barzani, Şengal’deki çatışmaların bir daha tekrarlanmaması için Peşmerge Bakanlığı’na talimat vermiş durumda. Aynı şekilde PKK de bugün yaptığı açıklamada, ‘Kürtler arası sorunların demokratik siyaset yöntemiyle çözümlenmesinin herkesin ve tüm halkımızın yararına olduğunu‘ söylüyor. PKK ayrıca tüm Kürt siyasal güçlerini ve demokratik çevreleri, ‘söz konusu provokatif saldırılara karşı tutum almaya ve sorunların demokratik siyaset yöntemiyle çözümlenmesi için çaba harcamaya‘ çağırıyor. Bunlar önemli ve olumlu gelişmeler.

Şengal‘de çatışmaların yeniden başlaması ve yayılması güneyi kuzeyiyle bütün parçalardan Kürtlerin yıkımı anlamına gelecektir. Doğrusunu isterseniz bu herkes için intihar demektir. Dolayısıyla bundan sakınmak, duyarlı, sabırlı olmak ve diyalog kanallarını açık tutmak gerekmektedir. Kürt halkının çıkarlarını korumanın yolu iç çatışmadan değil, diyalogtan, uzlaşıdan ve içeride birliği yakalamaktan geçiyor.

Şengal’da yaşanan çatışmalar için çoğu insan brakuji terimini kullanıyor ancak bunun  ihanet olduğunu söyleyenler de var; siz ne diyorsunuz?

Zaman ateşe benzin dökmek zamanı, olayı alevlendirmek zamanı değildir. Ayrıca Kürtler arasında bir savaş nedeni ne olursa olsun kardeş savaşıdır. Anlamsızdır ve kimin haklı olduğundan bağımsız olarak haksızdır. Kürt iç savaşı herkes için yıkımdır ve dolayısıyla buna karşı çıkılmalıdır.

Elbette KDP de, PKK de Kürt halkın siyasi tercihi ve iradesidir. KDP’nin de, PKK’nin ortadan kalkması; silinmesi veya tasfiye edilmesi mümkün değildir. Bu iki damar; iki siyasi eğilim varlığını devam ettirecektir.

Zor da olsa, şimdi imkansız gibi görünse de sonunda karşılıklı saygı esasına dayalı olarak bu partiler birlikte yaşamayı seçecek; demokratik rekabet içinde kalarak siyasi mücadele edeceklerdir. Bunun aksi mümkün değildir. Ayrıca bu partiler arasında sorunlardan kaynaklı çatışmalar geçmişte de yaşandı. Geçmişte çok kanlı çatışmalar oldu ve herkes bundan zarar gördü. Sonra ne oldu? Taraflar bunun özeleştirilerini verdiler.

Yakın geçmişte PKK Kürtler arasında çatışmaya yol açan eğilimleri mahkum etmişti. Korucularla bile yeni bir ilişki talep etmiş ve bunun siyasetini hayata geçirmenin arayışına girmişti. Aynı şekilde Güney Kürdistan Başkanı Sayın Barzani de daha birkaç yıl önce, ‘yeni bir brakuji yaşanırsa ben Kürdistan’ı terk ederim‘ demişti.

İki tarafta geçmiş yıllarda brakuji’nin olumsuz sonuçlarını tecrübe etti. Doğrusunu isterseniz hem bugünkü koşullar hem de geçmişin deneyimleri yeni bir brakuji’ye fırsat vermiyor. Geçmişteki gibi şiddetli ve yaygın bir savaşı göze almak iki taraf için de çok kolay değil. Kaldı ki iki taraf da savaş istemiyor. Çünkü Kürtlerin özgürlüğü çatışmadan değil uzlaşmadan geçiyor ve taraflar bunun farkında görünüyor.

Pike savaşı kim istiyor? Ayrıca Kürtler bunu neden engelleyemiyor?

Yeni dönemde ilahlar yeni kurbanlar istiyor! Kurban olarak da Kürtler öne sürülüyor. Kürtlerin üzerinden kirli planlar yapılıyor.  Bölge ülkeleri, özellikle de Türkiye ve İran Kürtler birbirini kırsın istiyor. Zira bu ülkeler Kürdistan üzerinde egemenlik savaşı veriyor. Kürtlerin ve Kürdistan’ın inkarı üzerine bina edilmiş eski dengeler yıkıldığı ve yüz yıllık direnişleri sayesinde Kürtler önemli mevziler kazandıkları için Ortadoğu’da kurulacak yeni dengeleri hayati derecede etkileme potansiyelleri bulunuyor.

Bölgesel güç dengesini değiştirme potansiyeline sahip Kürtlere yönelik tehditler bu nedenle gündeme geliyor ve artıyor. Kürtler tarih sahnesine yükseldikleri için tüketici bir iç savaşın içine çekilmeye çalışılıyor. Bölge yeniden dizayn edilirken Kürtlerin birbirleriyle dövüşmesi amacıyla planlar yapılıyor. Zira iç savaş dışında Kürtleri yıkmak artık hiçbir bölge ülkesi için mümkün görünmüyor. Ancak Kürtler şimdiye kadar bunun engellemeyi başardılar. Şengal’deki çatışmaya rağmen bu tutumlarını devam ettirecekleri izlenimi veriyorlar ki bu önemlidir…

Türkiye bölgenin yeniden şekillenmesinde kendisine ‘pay‘ verilmesini istiyor. İran da fırsattan istifade yayıldıkça yayılmaya, bölgeyi deyim yerindeyse yutmaya çalışıyor. Bu iki ülke bölgede yükselen Kürtleri geriletmek ve onlara yeniden boyun eğdirtmek istiyor. Bu da Kürtler arasında sorunların yaşanmasına neden oluyor.

Öte yandan Türkiye bölgenin yeniden dizayninde ‘pay‘ olarak Kürdistan ve Kürtleri istiyor. Amerika’ya ve diğer güçleri bunu dayatıyor. Türkiye çok  açık bir biçimde Misak-ı Milli‘nin peşinde koşuyor ancak, buna Kürtlerle savaşarak ulaşmasının imkan ve ihtimali bulunmuyor.

Türkiye’nin Amerika’dan, Rusya’dan, Avrupa’dan; herkesten önce Kürtlerle uzlaşması gerekiyor. Çözüm Süreci’yle PKK lideri Sayın Öcalan bu anlamda Türkiye’ye önemli fırsat sunmuştu ama ne yazık ki bunu değerlendiremedi. Hem devlet içindeki dengelerin buna izin vermemesi hem de Kürt siyasetinin sürece hak ettiği önemi vermemesi nedeniye bu fırsat geçmişte değerlendirilmedi ama, bu yeni fırsatların ortaya çıkmayacağı anlamına gelmiyor…

Zira Türkiye’nin ilanihaye çözümden kaçmasının imkanı bulunmuyor. Türkiye için savaşla gidilecek yol bitti, bitiyor. Kürt siyasetinin de önünde sürece dönmekten başka bir yol görünmüyor. Çatışmalı süreçle birlikte çok kan döküldü ve son iki yılın çok yıkıcı sonuçları oldu ancak, bir süre daha devam etse bile mevcut çatışmalı siyaseti sürdürmek pek mümkün görünmüyor.

Menbiç’te de önemli gelişmeler yaşanıyor. Amerika ve Rusya askerlerinin orada konuşlandığı haberleri geliyor. Gözlemciler bu askerlerin Türkiye’ye karşı konuşlandığını ileri sürüyorlar. Rakka operasyonu da devam ediyor. Neler söyleyeceksiniz?

Menbiç Askeri Meclisi geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ‘sivilleri savunmak ve onları savaşın olumsuz etkilerinden korumak, Menbiç’in güvenliğini sağlamak ve Türk ordusunun Suriye topraklarına yönelik işgal planlarını boşa çıkartmak‘ amacıyla bazı bölgelerin Rusya’ya yapılan anlaşma sonucunda Suriye rejimine devredildiğini açıkladı.

Gelinen aşamada Menbiç’in batısında Rusya ve Suriye ordusu, doğusunda ise Amerikan ordusu konuşlanmış bulunuyor. Bugün Antalya’da Amerika-Türkiye ve Rusya genelkurmay başkanları biraraya geldiler. Basın genelkurmay başkanları zirvesinde Menbiç ve Rakka meselesinin merkezinde olduğu bölgesel sorunların ele alındığını yazdı. Zirveden nasıl bir sonuç çıkar bilemeyiz ancak, Türkiye Amerika ve Rusya onay vermeden Menbiç’te operasyon yapmayacağını dün Başbakan Binali Yıldırım’ın ağzından açıkladı.

Menbiç için onay çıkması zor görünüyor ve ayrıca Menbiç’ten çok Şengal –Telafer hattına dikkat etmek gerekiyor. Türkiye o hatta yerleşmek istiyor. İran’ı dengelemek isteyen Trump yönetiminin bu konuda Türkiye’ye destek vermesi olası görünüyor.

Rakka‘da ise yeni gelişmeler yaşanıyor.Suriye’de YPG’nin merkezinde olduğu SDG güçleri Rakka kuşatmasını tamamlamak üzere. Amerika bu operasyona her türlü desteği veriyor ve ayrıca doğudan da Roj peşmergeleriyle operasyon hazırlığı yapıyor. Amerikan medyası Hewler üzerinden Rakka’ya yönelik yeni bir operasyonun hazırlıklarından söz ediyor. Roj peşmergeleri komutanı da Amerika’nın kendilerini davet ettilerini söylüyor.

Bu yeni bir gelişme ve Rakka sonrası ne gibi sonuçları olacağını göreceğiz. Bunun Kürt-Kürt ilişkileri (KDP-PKK-PYD-ENKS) gibi Kürt-Türk ilişkilerini de etkileyeceğini görmek gerekiyor. Kesin bir şey söylemek için erken ancak ezber bozacak yeni gelişmelerin yaşanacağı anlaşılıyor…

Son olarak 16 Nisan referandum sürecini nasıl görüyorsunuz? Referandumun yapılmama ihtimali var mı? Yapılırsa nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Referandumun yapılacağını düşünüyorum. Bu saatten sonra ertelenmesi ya da iptal edilmesi bana mantıklı gelmiyor. Nasıl bir sonuç çıkacağına gelince; Türkiye’de yapılan anketlere güven olmuyor zira, çoğu  manipülasyon amacıyla yapılıyor. Ayrıca süreci anketler üzerinden değil siyasal gelişmeler üzerinden okumak gerekiyor.

Kişi olarak oy kullanabilseydim hayır derdim ama, Türkiye’nin iç ve dış siyasi hedeflerine baktığımda sandıktan hayır çıkacağına ihtimal vermiyorum. Ontolojik devletin, AKP ve MHP’nin birlikte sandıktan evet çıkaracaklarını düşünüyorum…

www.rojhaber.org

07-03-2017

Be Sociable, Share!