Newroz özgürlük ve barış umutlarını güçlendirmeli

Cemreler düştü; hava, su ve  toprak ısındı… Doğa uzun süren kış uykusundan uyandı. Bahar baştan çıkarıcı çoşkusuyla kapımıza dayandı. Şimdi doğayla birlikte derin kış uykusundan uyanabilir, baharın baştan çıkarıcı kokusunu içimize doldurabilir, düğün çiçekleri gibi dört bir yandan fışkırabilir, yeni yaşamın peşinden koşarak kendimizi yeniden

Halepçe’den kaçanlar…

Bugün Halepçe Katliamı’nın 29.yıldönümü. Aradan uzun zaman geçti ancak Kürtlerin dramı sona ermedi.Kürtlerin dört parçada ödedikleri ağır bedellere rağmen İran-Irak-Suriye ve Türkiye’nin Kürt sorunu;Ortadoğu’nun kronik Kürdistan sorunu çözülmedi. Sorun bütün ağırlığıyla devam ediyor. Aşağıda bundan 28 yıl önce Halepçe’den kaçan Kürtlerle ilgili olarak yazdığım bir

Baharı beklerken…

Bahar gelmiş kapıya dayanmış, doğa kadınsı bir kokuyla ayaklanmış, şehvet çığlıkları atmaya başlamıştı.   Hayat doğanın renkli döşeğinde kendini yeniden üretmek amacıyla herkesi günah işlemeye çağırmış, günahkar çağrılarını çoğaltmıştı. Aydınlığın karanlığı, iyiliğin de kötülüğü yendiği, sevginin sevgisizliği ezip geçtiği Newroz’ a az bir zaman kalmıştı.

Özgürlüğe giden yol çatışmadan değil uzlaşmadan geçiyor

 Geçen hafta Şengal’de Kürtler arasında yaşanan silahlı çatışmanın yankıları sürüyor. Kürt halkı çatışmanın derinleşmesinden ve yayılmasından endişe ediyor ve süreci derin bir kaygıyla izliyor. Öte yandan sadece Şengal’de değil Menbiç ve Rakka’da da önemli gelişmeler yaşanıyor. Son gelişmeleri süreci yakından takip eden deneyimli gazeteci-yazar Günay

Barışa bir şans tanıyın…

Tarihin, coğrafyanın, sosyolojinin birbirine mahkum ve mecbur kıldığı Kürt ile Türk’ü birbirinden koparamayacağımızı anlamak için daha ne kadar birbirimizi öldüreceğiz? Dört parçaya bölünmüş Kürtlerin büyük bölümü Türkiye’nin sınırları içinde; bunun da tahminen yarısı İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Kocaeli, Mersin, Adana, Antalya, Aydın, Manisa, Konya, Kırşehir

Dil yarası

Dil yarası Her insan bir dilin, bir kimliğin ve bir kültürün içine doğuyor… Kimsenin bunları önceden seçme şansı olmuyor. Kişi hayata merhaba dediği an kendisini dili, kimliği ve kültürü önceden belirlenmiş bir dünyanın içinde buluyor. Zamanla ( 0-8 yaş arası) kendisini karşılayan bu dünyayı keşfe

Suriye kavşağından İmralı çıkışına

Suriye’yle ilgili gelişmeler bölgesel ve küresel aktörleri mevcut politikalarını değiştirmeye ve yeni bir tutum belirlemeye mecbur ediyor. Astana’da, Cenevre’de, bölgesel ve küresel güçlerin başkentlerinde yapılan pazarlıklar eşliğinde bölgenin kartları yeniden karılıyor. Bu ülkenin yeniden yapılandırılması ve Ortadoğu‘da yeni jeopolitik dengelerin kurulması amacıyla yapılan pazarlıklar ve

Trump- Erdoğan görüşmesi ve Kürt meselesi

ABD Başkanı Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında beklenen telefon görüşmesi dün gece gerçekleşti. Beyaz Saray‘dan yapılan açıklamaya göre görüşmede Trump,‘ Amerika‘nın stratejik ortağı ve NATO müttefiki olan Türkiye’ye desteklerini ifade etmiş ve IŞİD’e karşı yaptıklarından dolayı duyulan memnuniyeti belirtmişti. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden de benzer bir

Ortadoğu’da yeni dengeler ve Kürtler

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecine de tekabül eden 1’inci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da yeni dengeler kurulduğunda Kürt halkı tarihi bölünmüşlük zaafını aşamadığı için kendisini ülkesinde söz ve karar sahibi yapacak egemenlik araçlarını yaratamadı. Bu bir yana, güçlü petrol yataklarına, tarıma elverişli geniş arazilere ve zengin

Suriye Barış Süreci…

Suriye ve barış kelimeleri birbirinden epey uzaklaşmış olsa da, bunların yakınlaşmasını ve ülkede kalıcı barışın sağlanması gerektirecek koşullar henüz mevcut olmasa da son gelişmeler ateşkesle geçecek ara bir dönemin ardından bir çıkış yolunun bulunabileceğine; zaman içinde Suriye ve barış kelimelerinin yan yana gelebileceğine işaret ediyor…

Başkanlık Sistemi ve Anayasa Değişikliği üzerine…

Bilenler biliyor; başından beri Başkanlık sisteminden yana bir tutum aldım. Bunu 7 Haziran öncesinden başlayarak çeşitli televizyon programlarında açıkladım ve birçok defa da yazdım… Yeni bir anayasa temelinde merkezdeki gücü yerele aktaran, seçilmiş vali ve halk meclisleriyle illerini yöneten, bölgesel parlamentoları olan, eyalet sistemine dayanan,

Sizin artık bir ülkeniz ve aileniz olmayacak…

 Eski çağların birinde denizlerin ortasındaki bir ada ülkesinde farkındalık bilincine sahip gönlü yüce bir kral yaşardı. Kudretli bir orduya,  güçlü ve sadık bir halka,  bereketli geniş topraklara sahip olan kral, nedenle sonuç arasında kopmaz  bir bağ olduğunun farkındaydı. İnsanın, doğanın,  toplumun ve dünyanın yaşamına yön

Babam…

‘İçindeki hızı düşür; yavaşla ‘ diyor bilge… ‘Yavaşla çünkü, hızla harcadığın ve elinden kaçırdığın zamanı çok özlesen de bir daha bulamayacaksın…‘ İnsana ait tek şeyin zaman olduğunu söyleyen, ‘yavaşlamayı ve haz alarak yaşamayı‘ öneren bilge böyle diyor ancak, bencil ve doyumsuz insan da kendisine ait

İçimizdeki seslerin ozanı; Aram Tigran

Yolu sevdadan ve kavgadan geçen, yürekleri ellerinde insanca bir yaşam için mücadele eden insanların bilgesi; acılarla aydınlanmış toprakların hüzünlü sesi; sevgide ve kardeşlikte birleştirmeye çalıştığı insanlık ailesinin onur üyesi…  İçimizdeki seslerin; özgürlüğe, hasrete ve aşka dair seslerin ozanı, kırılgan duygularımızın limanı, yaşama istencimizi güçlendiren ezgilerin

Tuzak

Türkiye’yi sarsan AKP Hükümeti-Gülen teşkilatı savaşının asıl nedenini Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde aramak, bugünü anlamak için düne bakmak gerekiyor. Zira bütün mesele orada; TC’nin oluşum sürecinde yatıyor.  Bütün mesele; Avrupa’da ortaya çıkan burjuva demokratik devrimlerden esinlenmiş Kemalist elitin devleti İngilizlerle birlikte ve onların çıkarlarına uygun

1 2 3 7