Eski Yazılar (3): BM Kürdistan’a Barış Gücü gönderebilir

Nepalese soldiers outfitted in protective masks display their short assault rifles. They are part of the Quick Reactionary Force (QRF) which provides foot patrols and guards convoys of United Nations staff members going to their homes.

Erbil-Bağdat gerginliğinin sona erdiğine dair haberler geliyor. Kürt yönetimiyle merkezi hükümetin anlaştığı, Kerkük’ü işgal amacıyla gönderilen Dicle Operasyon Gücü’nün geri çekileceği söyleniyor.

Umarım öyledir ancak, Bağdat’tan gelen olumlu haberlere rağmen gidişat hiç de iç acıcı değildir.

Zira ‘iç sorunlar‘ gibi, bölgesel gelişmeler  de tarafları olumlu haberlerin aksine savaşa sürüklemektedir. Ayrıca Kerkük’te dün patlayan bombalar da bunun habercisidir.

Artık cin şişeden çıkmıştır. Kürtlerle Şiileri bu saatten sonra bir çatı altında tutmak artık imkansızdır.

Aslında geçmişte de; İngilizler Irak devletini kurarken de,  Şiiler Kürtlerle aynı çatı altında olmak istememişlerdi; bugün de istemiyorlar.

1916 yılında imzalanan Skyes-Picot anlaşmasıyla Mezopotamya Manda İdaresi İngiltere‘ye verilmişti.

İngiltere buna dayanarak 1920 yılında Bağdat‘ta manda yönetimini kurarken ülkenin Mezopotamya olan adını Irak olarak değiştirdi.

Irak’ta Şiiler çoğunlukta, daha güçlü ve daha gelişkindi. Buna rağmen İngiltere ülkenin başına Şam’dan ithal ettiği Sunni Kral Faysal‘ı getirdi.

Şiileri dengelemek ve kendisine bağlı kralı güçlendirmek amacıyla da Sunni Kürtleri krala biat etmeye zorladı.

Kürtler İngiltere’ye karşı Şeyh Mahmud Berzenci önderliğinde isyan ettiler ancak, Kemalist elit onları terk ettiği için de yenildiler.

Mustafa Kemal, İngiliz emperyalizmine karşı savaşan ve Süleymaniye merkezli bir Kürt devleti kurmayı amaçlayan Şeyh Mahmut’u  önce destekledi, sonra kaderine terk etti.

Oysa Şeyh Mahmut’la  Kürt devletinin kurulması ve süreç içerisinde Türkiye‘yle birleşmesi konusunda anlaşmışlardı.

Ne var ki İngilizler bastırınca Mustafa Kemal sözünden caydı. Şeyh Mahmut’u yalnız bıraktı. İngiltere  bu sayede Kürt isyanını bastırdı. Böylece Kürt liderliği Kral Faysal’a boyun eğmek zorunda kaldı.

Dediğim gibi İngiltere’nin Irak Kürtlerine biçtiği misyon Şiileri dengelemekti.  Bu yüzden Şiiler Kürtlerin Irak‘taki varlığını hiçbir zaman içlerine sindirmediler; bugün de sindirmiyorlar.

Kürt-Şii sorununun kaynağında İngilizlerin işte bu ‘ dengeleme‘ politikası yatıyor.

Şiiler bugün de Kürtlerin ayrılması halinde kendi bağımsız devletlerini daha rahat kuracaklarını ve çıkarlarını arttıracaklarını düşünüyorlar.

Reel politik gereği Kürtlere katlanıyorlar ve ortak bir gelecek istemiyorlar.

Ayrıca Şiilerin İran’la sıkı ilişkileri var ve  İran, Irak Kürtlerini  Türkiye’yle iyi ilişkileri nedeniyle cezalandırmak istiyor.

Bu yüzden Maliki hükümetini kışkırtıyor. Maliki de fırsatı kaçırmak istemiyor.

İran‘ın desteğiyle Kürtleri Kerkük ve Xanekin gibi petrol zengini bölgelerden çıkarmak, buraları müstakbel Şii devletine katmak istiyor.

Niyet bu olunca uzlaşmak mümkün olmuyor.

Taraflar birçok kez savaşın eşiğine geldiler ama, Amerika savaşa izin vermedi. Bundan sonra da  verecek gibi görünmüyor fakat , İran’ın bir oldu bitti yaratmak olasılığı da gözardı edilmiyor.

Elbette Irak ordusunun Kürtler karşısında başarı şansı yok ama, olası bir savaşa İran’ın katılacağına  kesin gözüyle bakılıyor.

Çünkü savaş başlarsa Barzani kaçınılmaz olarak bağımsızlık ilan edecektir .İran ise bağımsızlık ilan edilmesi halinde Süleymaniye’yi işgal edeceğini  söylemekte, Kürtleri işgalle tehdit etmektedir.

Amerika‘nın İran’ı durdurma görevini  Türkiye’ye vermek istediği biliniyor. Fakat  Türkiye güven vermiyor.

Türkiye’nin Irak Kürtleriyle iyi olan ilişkileri stratejik boyuta doğru ilerliyor ancak, bir savaş anında ne yapacağını kestirmek de pek mümkün olmuyor.

Kürdistan onun varlık-yokluk sorunu olduğu için ciddi sarsıntılar geçiren bu ülkenin iç dengeleri her an  değişebileceği sinyalini veriyor.

Suriye Kürtlerinin özgürlük hamlesi  Türkiye‘nin psikolojisini alt üst etmişe benziyor. Türk devletinin Kürtlerle bölgesel bir çözüme mi yoksa  topyekün savaşa mı gireceği henüz net değildir.

Bunu daha çok PKK’yle olan ilişkiler belirleyecektir.

Türkiye PKK’yle anlaşmadan bölgede Kürtlerin hamisi rolünü üstlenmeyecek, üstlenemeyecektir.

İran tehdidinin bertaraf edilmesi meselesinde Kürtlerin birlikte hareket etmeleri kadar,  Amerika’nın alacağı tutum da önemli hale gelmiştir.

Güney basını Obama’nın  yardımcısı Joe Biden’ın Maliki’yi açık bir dille uyardığını yazıyor.

Ayrıca kulislerde Kürdistan’a Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün konuşlandırılacağı  konuşuluyor. Bu yönlü hazırlıkların yapıldığı söyleniyor.

Bu konu Amerika daha Irak‘tan çekilmeden önce gündeme gelmişti.

Irak’taki Amerikan askerlerinin komutanı Orgeneral Odierno‚ Kürtlerle Araplar arasındaki sorunların sona ermemesi halinde Kürdistan‘a Barış Gücü konuşlandırılabileceğini söylemişti.

Ayrıca Kürdistan Ulusal Kongresi öncülüğünde Brüksel’de toplanan 4 parçadan Kürt partileri de ortak bir açıklama yapmış, BM’den Kürdistan‘a Barış Gücü göndermesini istemişti.

Aynı çağrı BM’nin Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan’la görüşen PYD lideri Salim Müslim’den de gelmişti.

Ortadoğu’da savaşın yayılması olasılığının arttığı günümüzde BM‘nin Ana Sözleşmesinin 6’inci maddesi gereği Kürdistan’a Barış Gücü gönderebileceği söyleniyor.

Durum çok kritik ve çok yönlü gelişmelere gebe görünüyor.

 

28.11.12

gunayaslan@hotmail.de

Be Sociable, Share!