Bir tek Kürtler kalmıştı

Üç kıtada at oynatıp kılıç sallayan Osmanlı’nın egemen olduğu topraklarda bugün Bulgaristan’dan Yemen’e, Katar’dan Macaristan’a kadar Birleşmiş Milletler üyesi 30 kadar devlet var.  Asya, Avrupa ve Afrika’daki her halk fırsatını bulunca Osmanlı’dan ayrıldı.

Yunanlıların başlattığı ayrılma sürecini Araplar tamamladı.

Dünyanın en uzun ömürlü imparatorluğu 100 sene içinde dağıldı. Sırbistan’dan Kenya’ya, Mısır’dan Gürcistan’a ardında 30 kadar da devlet bıraktı.

Buna karşın Malazgirt’ten başlayarak Türklerle uzun soluklu ittifaklar yapan Kürtler Osmanlı’nın yanında yer aldı.

Türklerin Anadolu’yu istila etmelerine (Erdoğan’ın deyimiyle yurt edinmelerine) destek veren Kürt halkı, en son 100 yıl öncesi Osmanlı’nın enkazından yeni bir devletin çıkarılması için yardım etti.

Türkler, Malazagirt’ten Çanakkale’ye uzanan tarihi süreçte ihtiyaç duydukları her zaman Kürtleri yanlarında buldular.

Elbette Kürtler bunu Türklerin karakaşına ve karagözüne hayran oldukları için değil, çıkarları öyle gerektirdiği için yaptı.

Türklerle birlikte Kürtler de güçlendi…

Malazgirt’ten Çanakkale’ye geçen zaman içinde Kürtlerle Türkler önce Anadolu Selçuklu Devleti çatısı altında, (Başında Süleymanşah vardı ve türbesi yakın zamanda YPG’nin katkısıyla Eşme’ye taşındı.) sonra da Eyyübi Devleti’nin bayrağı altında Haçlı ordusuna karşı birlikte savaştılar ve tarihi zaferler kazandılar.

Selçuklu ve Eyyübiler’den sonra ittifak Osmanlı döneminde de devam etti.

İran yayılmacılığına karşı birlikte mücadele ettiler ve Çaldıran’da bu anlamda önemli bir zafer daha elde ettiler.

İki halka da çok şey kazandıran ittifak Osmanlı’nın Avrupa’dan geri çekilmesine kadar devam ett.

Sorunsa Osmanlı’nın çöküşe geçmesiyle başladı.

Batıyı kaybeden Osmanlı’nın doğuda işi sıkı tutmaya, yerel yönetimleri ortadan kaldırmaya; merkezileşmeyi sağlamaya çalışması Kürtlerle çatışma yarattı.

Kürtlerle Türklerin ittifakı ilk darbeyi orada; özerk yönetimin ortadan kaldırılması çabasıyla aldı.

İlk çatışma Süleymani’ye merkezli Baban Emirliği’yle yaşandı.

Baban Emiri Abdurrahman Paşa’nın ordusu ile Osmanlı ordusu arasında 1806 yılında başlayan çatışmalı süreç, güney ve kuzey Kürdistan’da 100 yıl kadar devam etti.

Buna rağmen Osmanlı’nın dağıldığı 1. Paylaşım Savaşı’nda Kürtler, İngilizlerle değil, Türklerle birlikte hareket ettiler.

Ne var ki karşılığında yine inkar ve yine imha gördüler.

Tarihi Kürt-Türk ittifakına ikinci darbeyi Kemalist Cumhuriyet indirdi.

Osmanlı’nın yerine kurulan Cumhuriyet egemenliğini borçlu olduğu Kürtleri inkara ve imhaya yöneldi.

Türkiye bu yüzden son 100 yılı da Kürtlerle çatışmayla geçirdi.

Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş sürecine de tekabül eden 1’inci Paylaşım Savaşı’nda Kürtler başka türlü davranabilirlerdi ancak, davranmadılar.

Farklı eğilim içinde olanlar olsa da çoğunlukla tarihi ittifakın devamından yana bir tutum aldı.

Bu yüzden Kürt halkı İngiliz emperyalizmin gazabına uğradı.

Kürdistan parçalandı, halk siyasi statüsüz bırakıldı…

1923’te Lozan’la kurulan yeni dengede Kemalist Türkiye’nin de katkılarıyla Kürtlere ve Kürdistan yer verilmedi. Kürt halkı ve ülkesi İngilizlerin çıkarlarına kurban edildi.

Öte yandan ülkesi elinden alınan, tarihsel hakları yok sayılan, yeraltı ve yerüstü kaynakları talan edilen ve yetmezmiş gibi inkar ve imha edilmek istenen Kürt halkı son 100 yılı direnerek geçirdi.

Halk Kürdistan’ın dört parçasında dişini tırnağına takarak direndi ve ağır bedeller ödeyerek hem tarih sahnesinden silinmesine izin vermedi hem de hesaba katılması gereken ciddi bir güç haline geldi.

100 yıllık direniş gelinen aşamada Kürtlere ve Kürdistan’a Ortadoğu’da kilit önem kazandırmış bulunuyor.

Yeni dünya şimdi Ortadoğu’da kuruluyor ama, yeni Ortadoğu’da Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin sömürgesi ya da ‘iç ülkesi‘ olan Kürdistan’da kuruluyor.

Fakat buna rağmen yeni dönemde de Kürtler bir kez daha dönüp Türklere; Türkiye’ye bakıyor.

Ona tarihi ittifakları anımsatıyor ve bunun yenilenmesi önerisini yapıyor.

Kürt Özgürlük Hareketi‘nin lideri Öcalan, Türkiye’yle ilişkilerin yeniden düzenlenmesini, yeni dönemde yeni ittifakların hayata geçirilmesini ve eşitlikçi bir geleceğin inşa edilmesini öneriyor.

Öcalan, Kürt halkının nesnel sürecin ruhuya uygun davrandığını ve geçmişte olduğu gibi gelecekte de kendi çıkarlarını Türklerle birlikte koruyup geliştirmek istediğini görüyor ve buna uygun bir politika izliyor. ,

Kürt sorununu çözmüş ve Kürtlerle eşitlikçi ilişkiler kurmuş bir Türkiye’yle birlikte yaşamak, ortak bir gelecek kurmak istiyor.

Ne var ki Türkiye bu talebe ve yapılan ittifak çağrılarına olumlu yanıt vermiyor.

Yakın zamana kadar bunları görmezden geliyordu şimdi elinin tersiyle itiyor.

Bunu da Kürt kentleri ve ilçelerini kuşatarak, el uzatması ve konuşması gereken Kürt gençlerini topa tutarak, morgları kadın ve çocuk cesetleriyle doldurarak, kendisine ittifak öneren Öcalan’a tecrit uygulayarak ve Rojava’daki Kürtlerin statü kazanmalarına karşı çıkarak yapıyor…

Osmanlı’nın akibetinden ders çıkarması gereken Türkiye şimdi onun izinden gidiyor.

Osmanlı’dan geriye yalnızca Kürtler kalmıştı şimdi onları da kaybediyor…

Birlikte oldukları ve ittifak yaptıkları zaman kazanan iki halkı da; Kürtlerle Türkleri felakete sürüklüyor…

01.02.2016

gunayaslan@hotmail.de

Be Sociable, Share!