Aşk Katlanmak Mıdır?

Her ilişkiden geriye birşeyler kalır… Ayrılanlardan her biri yek diğerine -farkında olmasa da- kalıcı şeyler bırakır. Kimi sevgi, kimi nefret, kimi hasret, kimi pişmanlık bırakır.

İnsanın elinde zamanla onu tutsak alacak olan ya sevgi, ya nefret, ya hasret ya da  pişmanlık kalır. Gerçi insan ilk anda elinde ne kaldığının farkına varamaz…

Ya kurtulmuş olmanın sevinci ya da kaybetmiş olmanın acısı buna izin vermez. Kişi biten ilişkisinden geriye ne kaldığının farkına zamanla varır.

Vardığı andan itibaren de bir yandan onunla yaşamaya başlar, diğer yandan da ondan kurtulmaya çalışır.Kimse yaşadığını yaşamamış sayamadığı için bir süre anılar kafesinde  tutsak olarak kalır.

 Kişi bir süre elindekilerle o kafesin içinde kalakalır. Fakat kiminde kısa, kiminde uzun sürse de sonuçta o kafesten çıkılır. İster kadın olsun ister erkek fark etmez; insan doğası anılar kafesinde sonsuza kadar tıkalı kalmaya izin vermez.

Hayat,  ‘ölünceye kadar senin için yaşayacağım’  veya ‘senden sonra hayatımda kimse olmayacak’ sözünü belli bir süreden sonra anlamsız hale getirir.

 Gün gelir kişi anılar kafesinde dolaşmaktan usanır.Usanır ve geçmişte sıkça söylediği  ‘sensiz yaşayamam’ sözünü her defasında ya gülümseyerek  ya da kendini küçümseyerek anımsar.

Böylece yaşanması gerekeni yaşamış olduğunu  kabul etmeye başlar.  Çok geçmeden de yeni bir başlangıç için harekete geçer. Çivi çiviyi işte böyle söker. Bir aşka başka bir aşk son verir, bir ilişkiyi başka bir ilişki bitirir.

Ne var ki çoğu kişi bir önceki ilişkisinden geriye kalan gerçekleşmemiş hayallerini ve sonu gelmeyen beklentilerini  bu kez  yeni ilişkisine taşır.

Artık ondan bekler ; hayallerini şimdi onun gerçekleştirmesini ister. İlişkiye bu beklentiyle girer ; beklenti ve umutlarını yeni partnerine yükler…

Böyle biri aşkı öldürenin de, ilişkileri tüketenin  de beklentiler olduğunun farkında değildir. Zira  aşk, her türlü beklentiden azadedir. Aşk hem özgürlüktür hem kendi kendine yetmektir.

Ancak çoğu insana göre aşk ya bir başkasını sırtlamak ve ömür boyu taşımaktır, ya da bir başkasının sırtına atlamak ve kendini ömür boyu taşıtmaktır…

Böylelerine göre ‘seviyorsan katlanacaksın’ çünkü, ‘aşk katlamaktır…’Oysa birini taşımak veya birine katlanmak  insan doğasına aykırıdır.

Ayrıca hem kendine hem karşıdakine saygısızlıktır.Ancak bazıları için aşk böyle yaşanmaktadır.Aşk onlar için ‘katlanmak’  ve, ya sevdiğine tutsak olmak ya da sevdiğini tutsak almaktır…

 ‘Özgürlük’ mü?  O en hafif deyimle ‘saçmalıktır…’ ‘Bireysellik  mi?’ O  da ‘alçaklıktır.’ Böyle düşünen biri girdiği her ilişkiden sonra ardında sevgi yerine nefret bırakacaktır. Ondan geriye sadece kin ve nefret kalacaktır…

Ayrıldığında  diğerine -farkında olmasa da-  bunları bırakacak, karşılığında da belki aynısını  bulacaktır.

‘Aşk katlanmaktır’ diyen aradığı sevgiyi kimsede bulamayacaktır. Çünkü ne kadar severse sevsin insan bir aşamadan sonra bir diğerine katlanamamakta, ruhunun özgürlük arzusuna  daha fazla karşı koyamamaktadır. Uzun sözün kısası; Sonsuz aşk yoktur ve ayrıca aşk olmak katlanmak değildir…

 

gunayaslan@hotmail.de

Be Sociable, Share!