Amerika Kürtleri, Rusya Türkleri satar mı?

Soçi Zirvesi sadece Suriye için değil, tüm Ortadoğu için bir dönüm noktasına işaret ediyor.  Zirveden çıkan sonuçtan Suriye’de siyasal çözüm sürecinin hız kazanacağı; Rusya ve Amerika ekseninde yeni bir sistemin kurulacağı anlaşılıyor. Esad’ın öncülüğünde yaşanacak bir geçiş dönemiyle birlikte bütün toplumsal dinamiklerin etrafında toplanacakları yeni bir anayasal düzen ekseninde iç barışın sağlanması hedefleniyor.

 

 

Ortadoğu’da Suriye eksenli olarak yaşanan son gelişmeleri nasıl okumalıyız?  Bu gelişmeler özellikle de Kürtler açısından ne anlama geliyor?

Soçi Zirvesi sadece Suriye için değil, tüm Ortadoğu için bir dönüm noktasına işaret ediyor.  Zirveden çıkan sonuçtan Suriye’de siyasal çözüm sürecinin hız kazanacağı; Rusya ve Amerika ekseninde yeni bir sistemin kurulacağı anlaşılıyor. Esad’ın öncülüğünde yaşanacak bir geçiş dönemiyle birlikte bütün toplumsal dinamiklerin etrafında toplanacakları yeni bir anayasal düzen ekseninde iç barışın sağlanması hedefleniyor.

Elbette bu sahada işlerin planlandığı gibi yürüyeceği, yeni kriz ve çatışmaların yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Aksine son gelişmeler Suriye‘de siyasal çözüm sürecinin çok sancılı geçeceğine ve yer yer buna bağlı çatışmaların da gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

Eski Suriye artık tarihe karışıyor. Bütün sorun yenisinin nasıl şekilleneceğinde ortaya çıkıyor ki bu da Kürtleri hayati derecede etkiliyor. Suriye’nin yeniden yapılandırılması mücadelesinde Kürtler kilit rol oynuyor. Küresel ve bölgesel güçlerin Kürtleri yakın markaja almaları buradan kaynaklanıyor.

 

Rojava Kürtleri yeni dönemden nasıl etkilenecek? Güney Kürdistan‘da referandum sonrası yaşanan gelişmeler Kürtlerin burada da mevzi kaybedecekleri endişesini doğuruyor. Bu endişeleri paylaşıyor musunuz? 

Kürtler olmadan Suriye’de yeni bir sistem kurmak mümkün değil. Eski sistem Kürtlerin inkarı üzerine bina edilmişti ve yıkıldı. Yenisinin kurulması ve ayakta kalması için Suriye’nin bütün demokratik dinamikleri gibi Kürtlerin de kendi değerleri, talepleri ve iradelerinin anayasal güvence altına alınması gerekiyor.

Bugün Suriye’nin yüzde 30’unu neredeyse Kürtler /PYD-YPG-SGD kontrol ediyor. Kürt siyaseti burada Federal bir sistemin kurulmasını için çalışıyor. Bu amaçla idari, coğrafi düzenlemeler, seçimler yapıyor. Aşağıdan yukarıya doğru demokratik bir düzen inşa ediliyor.

Ancak hem Esad yönetimi hem de Türkiye buna şiddetle karşı çıkıyor. Amerika ise şimdilik destek veriyor ancak, bu desteğin devam edip etmeyeceği konusunda çeşitli süpeklasyonlar yapılıyor. Türkiye medyasında ise bilinçli süpeklasyonlar yapılıyor. Amerika’nın Kürtleri satacağından falan söz ediliyor. Fakat bunlara çok takılmamak gerekiyor zira, Suriye’de hem Amerika ve hem de Rusya Kürtler olmadan iç barışın ve istikrarın sağlanamayacağını biliyor. İki ülke bu nedenle gelecekte de Kürtlerle ittifak yapmak istiyor.

Bugün Suriye’nin önemli bir bölümü Kürtlerin elindedir. Ayrıca Kürtler Suriye’de ağırlıklı olarak özgüce dayanan bir dinamiktir ve bu özellikleri kalıcı çözüm için çok değerli bir birikimdir.

Endişelere gelince; elbette çeşitli tehlikeler söz konusudur. İlk olarak Esad Kürtlerin elindeki bölgeleri geri istiyor. Vermezlerse de zorla alacağını söylüyor. Federal bir çözüme de itiraz ediyor. Esad eskisi gibi merkezi bir yönetim dayatıyor ama bu mümkün değil. Rejimin bu ısrarı sürerse Kürtlerle çatışma kaçınılmaz olacaktır. Olası bir çatışmada rejimin Kürtlere boyun eğdirmesi mümkün değil ama Esad‘ın Türkiye’yi, Türkiye‘nin de Esad‘ı Kürtlerin üzerine sürmek için kullanmaya çalışacakları gözleniyor.

Yakında Türkiye-Suriye resmi görüşmeleri başlayacak ve çok zor da olsa iki ülkenin Kürtlere karşı ortak operasyonları gündeme gelebilir. Böyle bir tehlike var fakat burada Amerika’dan çok Rusya‘nın tavrının ne olacağı önem kazanıyor. Ne de olsa Suriye‘de inisiyatif Amerika’dan çok Rusya’dadır. Rusya orta bir yol bulabilir, tarafları uzlaştırabilir mi? Ayrıca Türkiye’yi buna ikna edebilir mi? Bugünden bir şey söylemek zor ama, çok çetin pazarlıkların ardından Rusya’nın Esad’la Kürtler arasında ortak bir yol bulacağı ihtimalini gözardı etmemek gerekiyor.

Zira Suriye’de bir çözüme Rusya herkesten daha çok ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla sürecin bozulmasına ve yıllara yayılacak yeni çatışmaların yaşanmasına izin vereceğe benzemiyor.

Öte yandan Suriye savaşı sadece bölgesel dengeleri değil, küresel dengeleri de sarsıyor. Sadece Ortadoğu değil, uluslararası toplum da bunun olumsuz sonuçlarını yaşıyor. Buradan yayılan kaos, çatışma ve terör tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla savaşın sona ermesi gerekiyor. Amerika’nın da Rusya üzerinden işin içinde olduğu Astana süreciyle bunun altyapısının oluşturulmakta olduğu görülüyor. Amerika da Rusya gibi Suriye yükünden bir an önce kurtulmak istiyor. Bu da siyasal çözüm sürecine hız kazandırıyor.

Türkiye yeni Suriye’de Kürtlerin statü sahip olmalarını istmiyor. Rojava Kürtlerin Suriye Ulusal Kongresi’ne katılmasına karşı çıkıyor. Kürtler olmadan yeni bir sistem kurulmaz diyorsunuz! Peki Türkiye engeli aşılabilir mi? Ya da nasıl aşılacak?

Kürtlerin Suriye’de bir statülerinin olması kaçınılmaz görünüyor. Bunun neye malolacağını ve sürecin nerelere evrileceğini kestirmek zor olsa da, Suriye’nin Kürtlerle uzlaşmaması ve anayasal bir statü sağlanmaması halinde çatışmanın yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Kürtlere rejimin çatışmasıysa ister Astana, ister Cenevre’de olsun siyasal çözüm arayışlarını boşa çıkaracaktır. Çözüm Kürtlere rağmen değil, Kürtlerle birlikte olacaktır.

Çözümün biçimi, modeli ne olur bilinmez ancak, herkesin üzerinde uzlaşacağı bir zemin yaratılabilir. Suriye’de altı yıldır küresel ve bölgesel gericiliğin yol açtığı kanlı bir iç savaş yaşanıyor ve gelinen aşamada savaşın sürdürülmesi artık mümkün görünmüyor. Bütün mesele yeni Suriye‘nin nasıl şekilleneceğinde düğümleniyor.

Türkiye soruna ‘güvenlik‘ penceresinden bakıyor ve Kürtleri bir tehdit unsuru olarak görüyor. Yeni dönemde eskinin bu klasik politikasını sürdürüyor fakat bununla sonuç alamayacağını kendisi de biliyor.

Kaldı ki Türkiye’nin kendi Kürt meselesiyle Suriye’nin Kürt meselesi (Rojava) iç içe geçmiş bulunuyor. Dolayısıyla Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’deki savaşı sona erdirecek bir sürece evrilmesi ihtimali de olabilir ve sanırım bu sayede Türkiye engeli aşılabilir. Süreç zaten yakın erimde ya Rojava’nın statüsü ekseninde Türkiye’deki savaşın sona ermesi temelinde ya da savaşın Rojava’yı da içine alacak şekilde yayılması ve şiddetlenmesi şeklinde netleşecektir.

Şimdilik çatışma eğilimi güçlü görünse de sonunda olacak olan siyasal görüşmeler, diyalog ve barışçıl demokratik çözümdür. Türkiye’nin bundan uzun süre kaçması mümkün değildir.

Yani Suriye’de süreç Amerika Kürtleri satar mı noktasından Rusya Türkleri satar mı noktasına mı evrilecek?

Dediğim gibi bu alıp satma meselesine çok takmamak gerekiyor. Devletlerin çıkarları vardır ve her devlet olayı kendi çıkarı temelinde ele alıyor. Kürtler her ne kadar kuzeyde ve güneyde bazı mevzileri yitirdiylerse de Kürtler Ortadoğu’nun yükselen gücüdür ve bu yükseliş gelecekte de sürecektir. Elbette bunun için Kürt siyaseti de üzerini düşeni yapacaktır. Kürt siyaseti de hatalarından, ayak bağlarından, zaaflarından ve yetersizliklerinden kurtulmak amacıyla yeniden yapılanacaktır. Zira Rojava dışındaki siyasette açık bir tıkanma gözlenmektedir.

Dİğer yandan Amerika ve Rusya Suriye’den çıksalar da, kalsalar da ülkenin iç dengeleri üzerinde etkili olmayı sürdüreceklerdir. Suriye’nin en önemli iç dinamiği de Kürtlerdir. Dolayısıyla Kürtlerle işbirliği ve ittifak iki ülke için de kaçınılmazdır. Bunun boyutu, biçimi ne olur, hangi eksende sürer şimdiden bir şey diyemeyiz ancak iki ülke de Kürtlere dayanmak durumdadır.

Ancak aynı şekilde iki ülke de Türkiye’yi de yanlarında tutmak isteyeceklerdir. Özellikle Amerika ilişkilerinin bozuk olduğu Türkiye’ye kimi tavizler verebilir; Kürt hareketinden Fırat’ın doğusuna çekilmesini isteyebilir. Amerika Kürtleri Türklerle, Türkleri de Kürtlerle dengeleme siyaseti yürütecektir.

Bizim kamuoyunun en çok merak ettiği nokta Amerika’nın Irak’ta yaptığını Suriye’de yapıp yapmayacağıdır. Güney Kürt liderliğini Bağdat’ın saldırıları karşısında yalnız bırakan Amerika, Rojava Kürtlerini Esad’ın ya da Türkiye’nin olası saldırıları karşısında yalnız bırakabilir mi? Çoğu insan bu sorunun yanıtını arıyor.

Bu pek mümkün değil ama diyelim ki oldu fakat sonuç Irak’taki gibi olmaz. Rojava Kürtleri direnir ve birçok planı çökertebilir. Kaldı ki işler bu aşamaya gelmeyebilir zira, Rusya Kürtleri siyasal çözümün bir parçası yapmak istiyor ve çatışmayı önleyebilir.

Unutmamak gerekir ki Rusya Irak’ta merkezi hükümete rağmen Erbil yönetimiyle yaptığı anlaşmaları hayata geçirmeye başladı. En zor günlerinde Erbil’e en azından moral destek sağladı. Suriye’de tersini yapması için bir neden yok.

Daha önemlisi Suriye’nin yeniden yapılanması meselesinde Kürtler Amerika ve Rusya için bir sorun teşkil etmiyor. Amerika için asıl sorun İran’dır. Amerika ve İsrail Suriye’deki İran etkisini kırmaya çalışıyor ve zannedersem Rusya bu plana açıktan olmasa da dolaylı destek verecektir.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Bölgenin Irak ve Suriye üzerinden yeniden yapılandırılması mücadelesi sürüyor. İki ülkede de Kürtler önemli bir dinamik olarak öne çıkıyor. Bölge ülkeleri ve küresel güç odaklarının Kürtler üzerindeki kavgaları şiddetlenecektir. Bu Kürtler için hem fırsat hem de tehdittir.

Kürtlerin nasıl etkileneceği onların bu döneme nasıl bir karşılık verecekleriyle ilgilidir. Doğrusu Rojava dışındaki Kürtler hazırlıklı görünmüyor ve ayrıca birçok iç-dış sorunla boğuşuyor. Maalesef Kürtler kuzeyde ve güneyde önemli fırsatları kaçırdılar.

Güney’de geride kalan 25 yılda yapılması gereken çok şeyi yapmadılar. Çağdaş bir kurumsal yapı inşa edemediler. Bağımsızlık Referandumu‘yla zirveye çıktılar ancak, bu nedenle orada tutunamadılar ve bir darbeyle geriye itildiler.

Kuzey’de ise 30 yıllık birikimin zirvesi olan Çözüm Süreci’ni kalıcı hale getiremediler. Kuzeyde de gerilediler. Çözüm Süreci 40 yıllık mücadelenin zirveydi çünkü, PKK ve lideri Öcalan’ı resmi muhatap haline getirmişti. Kürtlerin iradesi kabul görmüştü ki bu bile başlı başına çözüm demekti.

Elbette bu bir lutüf değildi ve Kürtler bunun bedelini ödemişlerdi ancak, Öcalan dışındaki aktörler buna hak ettiği önemi vermediler.

Öcalan’ın ve PKK’nin resmi muhatap haline gelmesi Türkiye tarihinde bir ilkti ve aslında bir yerde zafer demekti. Ayrıca bütün Türkiye İmralı’dan ve Kandil’den gelecek açıklamalara kilitlenmişti ki bu da beraberinden zihniyet değişimini getirmişti. Uzun soluklu barışçıl bir mücadelenin ardından Kürtler yeni Türkiye’nin kuruluşuna öncülük edebilir, demokratik bir sitemin inşa edebilirlerdi. Ancak içerideki ve dışarıdaki kimi güçler Öcalan’ın öncülük edeceği bir çözümü istemediler ve süreci provoke ettiler. Sonuçta süreç çökertildi ve bu da herkese zarar verdi.

Ancak bundan kaçmak mümkün değil. Tarihi, siyasi ve sosyolojik nedenler ile halkların ortak çıkarları Kürt-Türk barışını ve ittifakını zorunlu kılıyor. Bugün bu noktadan çok uzaktayız ve maalesef çatışmalı bir süreç yaşanıyor fakat yine de umutlu olmak, barış, demokrasi ve özgürlük yolunda ısrarlı; Çözüm Süreci’ne geri dönülmesi için zorlayıcı olmak gerekiyor.

27 Kasım 2017

http://www.rojhaber.net/siyaset/gunay-aslan-amerika-kurtleri-rusya-turkleri-satar-mi-h1993.html

Rojhaber.net röportajı

Be Sociable, Share!